25 Ocak 2014 Cumartesi

ZAMANE ANNELERİ

11. ayda migmedya.com sitesinde yayınlanan köşe yazım;
 http://www.migmedya.com/yazarlar/aysen-ilgin/5975-zamane-anneleri.html


 
                                                 *fotoğraf internetten alıntıdır


80'lerin 90'ların çocukları anne olunca;
Babyshowerlar, hoş geldin bebek, hamileliği veda partileri, diş buğdayları, doğum günleri altın çağını yaşadı.   Önceden gelenler bebeğe hediye getirirdi. Şimdiki bebekler misafirlere hediye verir oldu. Bebek Kurabiyecisi, bebek hediyeleri, bebek organizasyon firması terimleri türedi. 

Kariyerlerini, sosyal hayatlarını askıya alan bu dönem anneleri çocuk bakarken de boş durmuyorlar tabi. Hamileyken çocuk bakımı kitapları okumaya, eğitimlere katılmaya başlıyorlar. Çocuk dünyaya gelince de öğrenme ve eğitme anlamında başka bir furya başlıyor. 

Biri de ben olmak üzere artık anneler daha ilk aydan bebeklerine kitap okuyor, resimlerine bakacağı kitaplar alıyorlar. Ayına, yaşına göre oyuncak seçiyorlar. Televizyondan mümkün oldukça uzak tutup müzik dinletiyor, eskilerin "anlamaz" mantığından arınarak hamilelikten itibaren birebir konuşuyorlar. Sosyalleşsin, paylaşmayı öğrensin diye ilk yaştan oyun gruplarına katılıyor, sağlıklı yaşamın vazgeçilmezi olan sporu hayatlarının bir parçası, yaşam tarzı olarak kabullensinler diye spor aktivitelerine katılıyorlar. Odaklanmayı öğrenip kendini bulsun, sakin yaşasın diye iki yaşından başlayarak çocuk yogası yaptırıyorlar. 

Her anne isterki, çocuğunu en iyi şartlarda ve en doğru metodla büyütsün. Ve her anne ister ki çocuğu hep yesin. Bu açıdan da gelişen teknoloji, eğitim seviyesi ve yaşam kalitesinde gelinen nokta itibariyle bu dönem anneleri daha şanslı, daha bilinçli ve haliyle daha özverili. 

Ben de geçen ay ikizleri babasına bırakıp anneysen.com ve SMA işbirliğiyle düzenlenen Prof Dr. Benal Büyükgebiz'in katı gıdaya geçiş eğitimine katıldım. Öncelikle anneler olarak çok iyi ağırlandık. Şık bir otelde kahvaltı yapıp eğitimi dinledik. Sonrasında beraber öğle yemeği yedik. Ben kendi adıma hem ikizlerin bakımından dolan kafamı ve ruhumu rahatlattım. Sosyal ağlarda yazıştığım annelerle yüzyüze tanıştım. Eğitimde yanlış bildiğim doğruları, doğru bildiğim yanlışları ve hiç bilmediklerimi öğrendim.

Anneler siz de hem çocuğunuz hem kenfiniz için birşeyler yapın. Firmaların sponsor oldukları beslenme, spor, oyun, okuma grupları gibi Kızlı-Erkekli etkinliklere katılın. Hem birşeyler öğrenin, hem çocuklarınız kızlı erkekli kaynaşsın, paylaşmayı, kardeşliği, karşı cinsel arkadaş olabilmesi öğrensin.  Hem kafanız dağılsın.

Kızlı erkekli hakkında Yılmaz Özdil konuyu özetlenmiş zaten. Üzerine söyleyecek söz olmadığından, ben de anneler sosyalleşsin konusuna değindim.

Kalbiniz sevgiye, zihniniz gelişime açık olsun

Ayşen Bozkuş

Eyvah, Bloguma Ne Oldu?

 

Eyvah eyvah!

Yaklaşık 9 aydır Ayşen bir şey yazmamış:(

Peki bu 9 ayda neler mi oldu? Şöyle maddeliyeyim;

*Öncelikle Enes&Bera ikilisi 13.aylarında. Ayaklandılar; birer minyatür insan gibi hayatlarını sürdürüyorlar
*Ayşen anne baktı ki, böyle olmayacak tüm düzenini bozup ev değiştirdi; annesine komşu gitti. Artık Avrupa yakasındayız.
*Hayatımızdaki tiyatro, sinema,sergi, müze, konser, söyleşi vb aktiviteler yerini çocuk aktivitelerine bıraktı.
*Kitap bitirme hızım düştü, vakitsizlik had safhada
*Kitap alışverişlerinde öncelik çocukların kitapları oldu.
*Yazımına ara verdiğim kitap projem olduğu gibi duruyor
*Elime fırça alıp resim yapmayalı nicedir
*Dışarı çıkıldığında çocuklarla gidilebilecek yerler seçilir oldu
*Ve maalesef blog ilgisiz kaldı

Neyse ki artık bir şeyler daha düzene girer gibi oldu. Bundan sonra bloguma ilgi göstereceğime önünüzde söz veriyorum;) Blogumu da takipçilerimi de çok özledim. Sık sık görüşmek dileğiyle. Sevgiler 


11 Ocak 2013 Cuma

YENİ HAYAT

Yeni Hayatımız ve yeni yıla dair http://www.migmedya.com/yazarlar/aysen-ilgin/5651-yeni-hayat.html adresimdeki köşe yazım; ***
Serçe parmak uzunluğunda minik iki çift ayak, ayaklarla küçüklük yarışına girmiş incececik parmaklarına kondurulmuş minimal tırnaklarıyla küçüklüğü kadar güçlü, güçlülüğü kdr ürkek eller var buara hayatımızın merkezinde. Bir ay once tam da bugün girdiler hayatımıza. Evlilik tarihimizden sonra ikinci miladımız 3Aralik 2012 oldu artık. Tüm dünyamız iki minik yürek, iki gülümseyiş, çakmak çakmak bakan iki çift göz. Uyurken başında durup izlediğimiz, uyansalar diye beklediğimiz, uyanıkken de uyutmaya çalıştığımız çelişkilerle, acemiliklerle, uykusuzluk ve heyecanla dolu yeni bir hayat bizimkisi. Tabi sadece bizimki değil, etrafımızdaki yakınlarımız için de yeni bir durum. Herkes heyecan içinde. Gelen telefonlar bebekleri soruyor, kapıdan giren yüzümüze bakmadan bebeklere yöneliyor. Çoğu zaman bizim hatrımız sorulmadan son buluyor sohbetler. Konu hep onlar. Bıkmadan sıkılmadan konuşulan aynı ya da benzer şeyler, küçücük anılar, komik tecrübeler. Meğer ne güçlü sevgi, ne değişik bir duyguymuş insanoğlunun küçüğüne duyulan. Yaşarken görüp öğreniyoruz. Bunları dostlarla paylaşmak, böyle zamanlarda yalnız bırakılmamak da işin bir diğer güzel yanı. Bebeklerin ve ailenin birbirine alışma aşaması zor bir dönem. İlk etapta neredeyse emmeyi bile bilmeyen, gece gündüz, tokluk kavramı olmayan, gazını bile yardımsız çıkaramayan, derdini anlatamayan bir ( hatta iki, üç) bebek ve ne yapacağını bilmeyen, şaşkınlık içindeki anne. Büyük bir tecrübe, büyük bir sorumluluk, büyük bir keyif olmakla beraber çok da güçlü bir içgüdü. Daha önce marketlerdeki ambalajlılar dışında bebek bezi dahi görmemiş olan, emziren bir kadın görünce huylanıp kafasını çeviren, bakamam diye doğurmayı sürekli erteleyen ben, sanki yıllardır anneyim. Hamilelik ve doğum, hayatın mucizesi ama onlarin yanısıra şaşılması gereken inanın annelik içgüdüsü. Tek başıma iki çocuk bakıyorum. Bunu bana bir yıl önce söyleseler inanmazdım. Ama Allah gönderdiği bebekle beraber anneye onunla baş edicek gücü ve hissiyatı da veriyormuş meğer. Doğan'ın kanunu, yaşamın döngüsü; doğmak ve doğurmak. Hayat da yeni bir yıl doğurdu. Herşeye baştan başlamak için bir şans daha verdi hepimize. Biz yeni yıla ailemize giren bireylerle, yeni bir hayatla başladık. Ben de bir çok kişi gibi her yeni yılda kararlar alır, hedefler koyarım kendime. Birşeylere sıfırdan başlamak, yenilik yapmak her zaman iyidir, güç verir, motive eder. Bu yıl benim dileğim isteyen herkese istediği zamanda Allah'ın evlat vermesi, bu duyguyu herkesin yaşaması oldu. Tek hedefimse sadece sevip oynayacak, soyadımızı taşıyacak, fotoğraf çekip eşe dosta gönderilecek bir eğlence değil, bir birey yetiştirdiğimi unutmadan bilinçli ve yeterli bir anne olabilmek. Unutmamak lazım ki, büyük işlerin ardinda bir çok kişinin emeği olsa da tek bir kişinin imzası vardır. Bir birey yetişir, dünya değişir... Yeni yılda size tavsiyem siz de yeni kararlar alın. Tutturamasanızda yaklaşın. Ama en önemlisi hayatınıza biraz renk katın. Sizin olmasa da, bir bebek kokusunu soluyun. Küçücük parmaklarıyla elinizi sıkmasina izin verin, o minik elden güç alın. Umut edin. Sevdiklerinize onları sevdiğinizi söyleyin. Müzik dinleyin, dans edin, film, oyun izleyin, içinizde kalan herşeyi tecrübe edin, aklınıza geleni yapın ve lütfen kitap okuyun. Yani yaşayın, yaşadığınızı hissedin ve hissettirin. Hayatın kıyısında değil içinde olun, sadece nefes alarak değil, gerçekten, fiilen ve hissederek yaşayın. Yeni yıl için alınacak guzel bir karar bence, hadi deneyin...