13 Kasım 2016 Pazar

Tüm Yollarım Sana Çıkıyor Tüyap İmza Günü

Ve hayal ettim gerçek oldu...

Nihayet o büyük gün geldi

İstanbul Tüyap Kitap Fuarı'nda imza günüm olduğunu çoğu zaman hep düşledim ve kitabım imza günüme ancak yetişti. iki sevinci bir arada yaşadım ve bu mutlu günümde sevenlerim beni yalnız bırakmadılar. 

13.11.2016'da hayatımın unutmayacağım günlerinden birini daha yaşamış oldum.











Dilim yaradana şükretmekten, hayata teşekkür etmekten, kalbim deli gibi atmaktan yoruldu. Ne güzel arkadaşlıklar kurmuşum, ne güzel dostlar biriktirmişim o gün daha iyi anladım. Yanımda olan herkese sonsuz minnet ve sevgilerimi bildirip, sayfayı o günün anısını her daim yaşatacak olan fotoğraflara bırakıyorum...

Buarda;
Tüm Yollarınız Vefayı bilen güzel yürekli insanlara çıksın...


 Beni en anlamlı günümde yalnız bırakmayan Kitapağacı Klübü arkadaşlarım, iyi ki varsınız.















                                         En kıymetlilerim, oğullarım, Enes ve Bera'm



                  Tanıdığım en güçlü kadın olan annem iyi ki varsın, iyi ki benim annemsin...



Tanıdığım günden beri Ayşen yazar olacak ve ilk kitabını bana imzalayacak diyen sevgili arkadaşım Yağmur Cengiz, her zaman desteğini hissettim. Teşekkür ederim...
















Fotoğrafların ve kitapla ilgili paylaşımların daha fazlası için facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Yanımda olan, yanımda olmak isteyim de gelemeyen ama gönlü benimle olan herkese sonsuz teşekkür ederim....

7 Ekim 2016 Cuma

Fehim Paşa Konağı/ Tiyatro

Ekim ayıyla birlikte kültür, sanat etkinlikleri de başladı.

Şehir tiyatroları da bu hafta 2016-2017 sezonunun perdelerini açtılar. Hemen Turgut Özakman'ın yazdığı ve 1979'da kendisine ödül kazandıran Fehim Paşa Konağı'na bilet aldım ve nihayet dün akşam izledik ve beklediğimden daha çok eğlendik.

Farklı ve keyifli bir dekor ve müzikle perdelerin açıldığı oyunu, Kemal Kocatürk yönetirken, Pertev Bey'i de canlandıran oyunculuğunu ve şahsını pek sevdiğim Bahtiyar Engin anlatıyor.



Oyun Fehim Paşa Konağı'nın eski kabadayılarından olan ve on yıl önce bıçaklandıktan sonra kabadayılığı bırakan Rasim Baba'nın şimdilerde işlettiği kahvesinde başlıyor. Rasim Baba artık vaktini eski kabadayılık hikayelerini anlatıp, şimdilerde olan olayları keyifle dinlemekle geçiriyor. Kendi gibi kabadayı olmasını istediği tek oğlunun ise, Hacivat Karagöz gölge oyunu ve oyunculuk gibi işlerle uğraşmasına ve naif, narin, kibar haline üzülürken bir gün oğlu Yusuf'u Fehim Paşa Konağı'na götürüp kendi gibi bir kabadayı olmasını istemesiyle de işler karışıyor.


Babasının kabadayı olmasını istediği Yusuf, Fehim Paşa'nın eğlenmek isteyen karısı, kızı ve halayık ekibinin eğlendiricisi olduğu yetmiyor gibi bir de Fehim Paşa'nın kızına aşık olunca eğlenceli bir tesadüfler silsilesi başlıyor.




2. Meşrutiyet öncesinde Abdulhamit'in son dönemlerinde geçen oyunda Meşrutiyet öncesi 'hürriyet' kelimesini ağzına almaktan dahi çekinen saray yanlısı soyluların, Meşrutiyet sonrasında nasıl taraf değiştirdiği, aslında hepsinin gizli hürriyetçi olduklarını iddia etmeleri de hicivli göndermeler kahkahalar eşliğinde yapılıyor. Ayrıca halkın bir kahraman yaratabilme gücü de manidar bir şekilde sergileniyor.



Anlatım, dekor, ışık, kostümler, müzik ve oyunculuklar gerçekten muhteşemdi.
Havada asılı duran maket evler konakları temsil ederken, yine asılı duran dev cezve de kahveyi temsil ediyordu. kostümler yukarıdan bir iple askıyla iniyor ve sahneye göre her bir dekor sırayla ön plana çıkıyordu. Sahne ortasındaki koronun sessiz duruşu bile sahne için yetebilecekken, şarkılar da bir o kadar keyifliydi.






Oyuncuların kendi aralarında doğaçlama konuşmaları, esprileri, rahatlıkları da oyuna ayrı bir hava kattı.

Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim. Oyun içinde her bir sahnede, içimden gidip oyunculara sarılmak geldi. Tabi ki oyun sonunda da ellerimiz acıyana kadar ayakta alkışladık.



Uzun kış gecelerinde tiyatro, emsali olmayan şahane bir etkinlik. Gidin, izleyin, eğlenin, gülün, öğrenin, düşünün. Gecenin sonunda iyi ki izledik diyeceğiniz bu oyunu kaçırmayın derim. Programa şehir tiyatrolarının sayfasından bakabilirsiniz

Keyifli Seyirler...

30 Nisan 2016 Cumartesi

İstanbul Modern Sanat Müzesi


Perşembe günü resim kursundaki arkadaşlar ve resim hocamızla Karaköy'deki İstanbul Modern Sanatlar Müzesi'ne gittik. İstanbul Modern, Türkiye’nin modern ve çağdaş sanat sergileri düzenleyen ilk özel müzesi. Tophane durağında, sahilde 8.000 metrekarelik bir alanda kurulu.
Süreli ve sürekli sergi, fotoğraf galerisi, eğitim salonları ve kütüphanesi mevcut. Giriş ücreti 25 tl, ama Perşembe günleri tüm gün boyunca, herkese ücretsiz.

Hadi müzeyi gezelim ;)
Güvenlik girişinden geçtiğimizde sağda güzel bir bahçe ve saat kulesi ile bu aşağıdaki çalışma karşıladı bizi. Solumuzda lebi derya;)





Merdivenlerden yukarı çıkıp da müzeye girdiğimizde, önce SANATÇI VE ZAMANI isimli sergi karşıladı bizi. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Ne içindeyim zamanın, ne dışında" sözünden yola çıkılarak hazırlanan on yıllık bu çalışma hakkında daha fazla bilgi isterseniz, sitenin sayfasındaki videoya da göz atabilirsiniz



31 Aralık'a kadar devam edecek olan bu sergide Modern ve çağdaş zamandaki sanatçıları harmanlayıp, içinde bulundukları zamanla eserlerin nasıl değişim gösterdiğini ve insanın şu anki zamanla sanata uyumu anlatılmak istenmiş.



                                                           NEŞET GÜNAL

                                                         YILDIZ MORAN

                                                     Bedri Rahmi Eyüboğlu






                              Murat Germen- Muta Morfoz serisi- İstanbul Zincirlikuyu
 Azade Köker- uzaktan orman resmi olan bu çalışmanın her tarafı aşağıda ki gibi kuru kafa figürü ile örtülü



Müzede çocuklar için atölye aktiviteleri vardı. Bunlara katılmak için ya çok erken saatte gelmeniz ya da rezervasyon yaptırmanız gerekmekte
SERVET KOÇYİĞİT- Kolaj çalışması

                                                      Balkan Naci İslimyeli


                                                              Taner Ceylan

MURAT PULAT


                                                Ömer Uluç - 3 Adam 4 Kadın



VAHİT TUNA
Gerçek kum üzerinde oturtulmuş maket adam, hoparlörden, ziyaretçilerin de duyabildiği dalga ve rüzgar seslerini dinliyor.

5 Haziran'a kadar ziyaret edilebilir olan; YOK OLMADAN sergisi

Doğa ve sürdürülebilirlik adına bir sergi;
Sergide Türkiye ve farklı coğrafyalardan yirmi sanatçı ve sanat grubunun resim, heykel, yerleştirme, fotoğraf ve hareketli görüntülerine yer veriliyor.









Bir diğer sergi 22 Mayıs'a kadar devam edecek olan  HABİTAT konulu fotoğraf sergisi;




Burada İstanbul Modern Fotoğraf Danışma Kurulu tarafından seçilmiş 13 sanatçının "Habitat" yaşam alanları üzerine fotoğrafları yer almakta. Çok güzel kareler vardı. fotoğraf bakmaktan ilk kez bu kadar keyif aldım. Şarjım az olduğu için fazla fotoğraf çekemedim





26 Haziran'a kadar devam edecek olan KONUTUN SERÜVENİ üzerine bir sergi;
GEÇ OLMADAN DÖN EVE



Barınma mekanlarımıza evlerimize odaklanan sergide de çok ilginç noktalar vardı. Yaşam alanı ve kullanım alışkanlıkları ile ilgili güzel konulara değinilmişti. Sokağa konulan bir salon berjerine oturup inşaat yapımını izleyen teyze, sokaklara asılan çamaşırlar, yüksek ve eski bir binadan tedbirsiz tamirat yapan adam, çatıların amaç dışı kullanımları, modern iki adamın sokağa halı sirkelemesi, gece kondu mahalleleri, lüks yüksek binalar, harabe yaşanılamaz hale gelmiş evlerdeki yaşamlar, evlerimizin günlük hali gibi hoşuma giden ve aklımda kalan pek çok güzel fotoğraf vardı. Gezmenizi tavsiye ederim.






Müzede ayrıca sinema ve performans sanatlarına dair etkinlik ve eserler ve performanslar, sinema gösterimleri de de mevcut. 




Ben İstanbul Modern'i çok sevdim. Gidin gezin derim.
Ve bunlar da gezip öğrendiklerimin dışında bana kalan anılar;