13 Kasım 2016 Pazar

Tüm Yollarım Sana Çıkıyor




Kağıt, kalem ve kelimelere gönül vermiş biri olarak çocukluğumdan beri hayalim yazar olmaktı.
Hep yazdım, çizdim, bir şeyler karaladım.

Nihayet bir gün bu hayali sesli söyleme cesareti buldum kendimde ve bir kitap nasıl yazılırı öğrenmek için 2011 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde Murat Gülsoy'dan yazarlık dersleri aldım.
Bu seferde ne yazacağım derdi başladı. Yıllarca yazdım, sildim, düzelttim, beğenmedim başa döndüm. Ta ki, geçen yıl içime sinen bir hikaye yakalayana dek. Bu hikayeyi herkes okumalı, başkasının hayatını okurken kendi hayatlarını sorgulamalılar dedim.


Keyifle, merakla, ilgiyle okuyacağınızı düşündüğün hayalim ve emeğim bugün elimde. Sizlerin temin edebilmesi için de,
Dokuz Yayınları'ndan çıkan Tüm Yollarım Sana Çıkıyor,  İstanbul Tüyap Kitap Fuarı'ndan sonra şimdi de d&r mağazalarında, kitabevlerinde, d&r, kitapyurdu ve idefix  gibi tüm internet kitap satış noktalarında.


Şimdiye kadar benim olan bu kitap, artık sizin. Tüm Yollarım Sana Çıkıyor ile ilgili yorumlarınızı, bu hikayenin üzerinizde bırakacağı etkiyi gerçekten merak ediyorum...




Sen benim faili meçhul olmayan yaramsın diyen Tüm Yollarım Sana Çıkıyor yaranızı önce acıtmaya, sonra da sarmaya geliyor...

Tüm Yollarım Sana Çıkıyor, bana hayırlı olsun, size de "keyifli okumalar" diyelim öyleyse...

                                         
                                       


Tüm Yollarım Sana Çıkıyor Tüyap İmza Günü

Ve hayal ettim gerçek oldu...

Nihayet o büyük gün geldi

İstanbul Tüyap Kitap Fuarı'nda imza günüm olduğunu çoğu zaman hep düşledim ve kitabım imza günüme ancak yetişti. iki sevinci bir arada yaşadım ve bu mutlu günümde sevenlerim beni yalnız bırakmadılar. 

13.11.2016'da hayatımın unutmayacağım günlerinden birini daha yaşamış oldum.











Dilim yaradana şükretmekten, hayata teşekkür etmekten, kalbim deli gibi atmaktan yoruldu. Ne güzel arkadaşlıklar kurmuşum, ne güzel dostlar biriktirmişim o gün daha iyi anladım. Yanımda olan herkese sonsuz minnet ve sevgilerimi bildirip, sayfayı o günün anısını her daim yaşatacak olan fotoğraflara bırakıyorum...

Buarda;
Tüm Yollarınız Vefayı bilen güzel yürekli insanlara çıksın...


 Beni en anlamlı günümde yalnız bırakmayan Kitapağacı Klübü arkadaşlarım, iyi ki varsınız.















                                         En kıymetlilerim, oğullarım, Enes ve Bera'm



                  Tanıdığım en güçlü kadın olan annem iyi ki varsın, iyi ki benim annemsin...



Tanıdığım günden beri Ayşen yazar olacak ve ilk kitabını bana imzalayacak diyen sevgili arkadaşım Yağmur Cengiz, her zaman desteğini hissettim. Teşekkür ederim...
















Fotoğrafların ve kitapla ilgili paylaşımların daha fazlası için facebook sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Yanımda olan, yanımda olmak isteyim de gelemeyen ama gönlü benimle olan herkese sonsuz teşekkür ederim....

7 Ekim 2016 Cuma

Fehim Paşa Konağı/ Tiyatro

Ekim ayıyla birlikte kültür, sanat etkinlikleri de başladı.

Şehir tiyatroları da bu hafta 2016-2017 sezonunun perdelerini açtılar. Hemen Turgut Özakman'ın yazdığı ve 1979'da kendisine ödül kazandıran Fehim Paşa Konağı'na bilet aldım ve nihayet dün akşam izledik ve beklediğimden daha çok eğlendik.

Farklı ve keyifli bir dekor ve müzikle perdelerin açıldığı oyunu, Kemal Kocatürk yönetirken, Pertev Bey'i de canlandıran oyunculuğunu ve şahsını pek sevdiğim Bahtiyar Engin anlatıyor.



Oyun Fehim Paşa Konağı'nın eski kabadayılarından olan ve on yıl önce bıçaklandıktan sonra kabadayılığı bırakan Rasim Baba'nın şimdilerde işlettiği kahvesinde başlıyor. Rasim Baba artık vaktini eski kabadayılık hikayelerini anlatıp, şimdilerde olan olayları keyifle dinlemekle geçiriyor. Kendi gibi kabadayı olmasını istediği tek oğlunun ise, Hacivat Karagöz gölge oyunu ve oyunculuk gibi işlerle uğraşmasına ve naif, narin, kibar haline üzülürken bir gün oğlu Yusuf'u Fehim Paşa Konağı'na götürüp kendi gibi bir kabadayı olmasını istemesiyle de işler karışıyor.


Babasının kabadayı olmasını istediği Yusuf, Fehim Paşa'nın eğlenmek isteyen karısı, kızı ve halayık ekibinin eğlendiricisi olduğu yetmiyor gibi bir de Fehim Paşa'nın kızına aşık olunca eğlenceli bir tesadüfler silsilesi başlıyor.




2. Meşrutiyet öncesinde Abdulhamit'in son dönemlerinde geçen oyunda Meşrutiyet öncesi 'hürriyet' kelimesini ağzına almaktan dahi çekinen saray yanlısı soyluların, Meşrutiyet sonrasında nasıl taraf değiştirdiği, aslında hepsinin gizli hürriyetçi olduklarını iddia etmeleri de hicivli göndermeler kahkahalar eşliğinde yapılıyor. Ayrıca halkın bir kahraman yaratabilme gücü de manidar bir şekilde sergileniyor.



Anlatım, dekor, ışık, kostümler, müzik ve oyunculuklar gerçekten muhteşemdi.
Havada asılı duran maket evler konakları temsil ederken, yine asılı duran dev cezve de kahveyi temsil ediyordu. kostümler yukarıdan bir iple askıyla iniyor ve sahneye göre her bir dekor sırayla ön plana çıkıyordu. Sahne ortasındaki koronun sessiz duruşu bile sahne için yetebilecekken, şarkılar da bir o kadar keyifliydi.






Oyuncuların kendi aralarında doğaçlama konuşmaları, esprileri, rahatlıkları da oyuna ayrı bir hava kattı.

Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim. Oyun içinde her bir sahnede, içimden gidip oyunculara sarılmak geldi. Tabi ki oyun sonunda da ellerimiz acıyana kadar ayakta alkışladık.



Uzun kış gecelerinde tiyatro, emsali olmayan şahane bir etkinlik. Gidin, izleyin, eğlenin, gülün, öğrenin, düşünün. Gecenin sonunda iyi ki izledik diyeceğiniz bu oyunu kaçırmayın derim. Programa şehir tiyatrolarının sayfasından bakabilirsiniz

Keyifli Seyirler...