31 Mayıs 2020 Pazar

Oruç Aruoba



Türkiye’nin önemli düşünürlerinden Oruç Aruoba bugün 72 yaşında hayata veda etti. 

Tüm sevenlerinin, edebiyat ve felsefe dünyasının başı sağ olsun...
Tanimayan en azindan adini duymayan yoktur ama varsa da tanıtalım, hatırlayalım.
Oruç Aruoba kimdir?


Şair ve yazar bir annenin Muazzez Aruoba'nın yine şair, yazar ve fesleseci oğludur. Akademisyen olarak başladığı kariyerine hakkıyla bu sıfatları da eklemiştir  Oruç Aruoba Aruoba, Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Bashō gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini Türkçeye kazandırmıştır.



Wittgenstein'ın eserlerini Türkçeye ilk defa Oruç Aruoba çevirmiştir.

Metis yayınlarından yayimlanan Oruc Aruoba'nin;
“Tümceler, Bir Yerlerden Bir Zamanlar, De ki İşte, Yürüme, Hani, Ol/An, Kesik Esin/tiler, Geç Gelen Ağıtlar, Sayıklamalar, Uzak, Yakın, Ne Ki Hiç,İle, Çengelköy Defteri, Zilif, Doğançay'ın Çınarları, Benlik, Meşe Fısıltıları, David Hume'un Bilgi Görüşünde Kesinlik,  Nesnenin Bağlantısallığı  A Short Note on the Selby-Bigge Hume The Hume Kant Read, Tebliğ” eserlerinden bazılarıdır.

Edebiyata büyük katkisi olan değerli bir çevirmendir aynı zamanda.
Bazı öğrencileri tarafından "Türkiye'nin Nietzsche'si" olarak adlandırsa da o Türkiye 'nin Oruç Aruoba'sıydı. Kendi değerimizdi. Nur içinde uyusun
#oruçaruoba 

26 Nisan 2020 Pazar

Korona Marşı, Evde Kal Kitap Oku, Hayat Eve Sığar

Bir tarih yazılıyor ve biz o tarihi görüyor, olanlara şahit oluyor, tarihin içinde yaşıyoruz.
Korona günleri; korku, panik, telaş, tedbir, yeni bir yaşam tarzı, hijyen, karantina.

Evden çalışma, evden eğitim.

Her akşam günlük bilançoyu takip etme, yeni kısıtlayıcı izole hayat karşısında önce zorlanma, akabinde sıkılmakla karışık bir cepte sürecin belirsizliğinden kaynaklı moralsizlik diğer cepte umut yetiştirme derken korktuğumuz başımıza geldi; alıştık sanki...
Ama biliyoruz ki bu musibetten kurtulmanın en kolay ve en ucuz yolu evde kalmak.
Ben bu süreci fırsata çevirdim. Sırası gelmeyen kitaplarımı okuyor, özellikle de dünya klasiklerinden bazı kitaplara geri dönüyor, onları tekrar okuyorum. Ertelediğim işlerimi tamamlıyor, zamansızlıktan izleyemediğim filmleri izliyor, gitme fırsatı bulamadığım müzeleri online olarak geziyor, yine online eğitimlere katılıyor, sanatçıların söyleşi havasındaki canlı yayınlarını takip ediyorum. meditasyon yapıyorum. 

Biliyorum ki, bizi evde kalmak ve bu arada ruhumuzu ve beynimizi besleyen kitap okumak kurtaracak. Yine İYİ ŞEYLER olacak, 
Biz yeter ki evde kalalım...

Sağlıklı günlerde iyi haberler almak, iyi şeyler paylaşmak dileğiyle.

Umutla...

5 Şubat 2020 Çarşamba

İYİ ŞEYLER BİRDENBİRE OLUR

3. kitabım olan İYİ ŞEYLER BİRDENBİRE OLUR

05.02.2020 tarihi itibari ile İthaki Yayın Grubu'ndan Müptela Yayınları etiketiyle, kitap satan her yerde.

İnsanların karşılaşmalarının, tanışıklıklarının birbirleri üzerindeki görevini, birbirlerinin hayatlarını nasıl değiştirdiğini anlatırken, yüreklere umut tohumu serpen ve Oğuz Atay'a selâm eden bu romanı çok seveceğinizi düşünüyorum.

Yolunuza ve ruhunuza ışık olması dileğiyle.

Şimdiden keyifli okumalar...



ARKA KAPAK


İnsan doğru olana yüzünü sürdüğü, ona boyandığı, onunla kuşanıp yürüdüğü zaman bambaşka bir güzelliğe erişiyor. Başımıza ne gelirse gelsin, kimleri kaybetmiş olursak olalım doğru olanı aramaya gücümüz yetmeli. Eğer o güç yüreğimizi sararsa, o gücün elini sıkı sıkı tutarsak yolumuzdaki taşları temizleyen bir rüzgâr biz yola ulaşmadan evvel esip temizler onları. Buna inanmak bile doğruya olan yolculuk için güç veriyor.

Ayşen Bozkuş, İyi Şeyler Birdenbire Olur’daki duru anlatımıyla bize tam da doğrunun ne olduğunu fısıldıyor. Acı tecrübelerin son değil bambaşka güzel başlangıçlar için yol olduğunu gösteren bu roman, hikâyesi ve okura işaret ettikleriyle hayata karşı farklı bir bakış açısı kazanmanızı sağlayacak güçte.

 

Yaşanılanlar aslında hayatın, “Yalnız değilsin. Bak birdenbire karşına çıkan insanlar, hiç hesapta yokken yaşanan olaylar var. Adına tesadüf dediklerin var,” deme şekliydi. Tesadüf ne planlı bir kelimeydi. İçinde hayatımızı değiştiren her şey ve herkes vardı…