25 Ekim 2020 Pazar

Covid 19 test sonucunuz: Pozitif

    Cuma sabahı, hastalığın 4. günü, kendimi çok iyi hissederek uyandım. Boşuna yaptırdım testi, stres oldum. Mevsilik bir gripmiş meğer dedim. Nevresimlerimi değiştirdim, evimi silip dezenfekte ettim. Eşim ne çok deterjan kokuyor ev dedi, abartma ben hiç koku almıyorum, dedim. cümle ağzımdan çıkarken içime düştü yine o kurt. Tat ve Koku kaybı demişlerdi. Hemen e nabızdan test sonucuna baktım. kocaman bir POZİTİF yazıyordu. hayatımda hiçbir Pozitif bu kadar negatif duygular uyandırmamıştı bende. telefon elimde olduğum yere oturup ağlamaya başladım. Hani Türk filmlerinde sonuçlar karışır ya, acaba bir karışıklık mı oldu diye bile düşündüm.



    9 aydır evden çalışıp, izole yaşarken, onca dikkat ederken, sosyalleşmemişken, normale asla dönmemişken bu virüse yakalanmış olma ihtimalimi aklım almıyordu. Kabulleniş safhasına çabuk geçtim. Çünkü evde 8 yaşında iki çocuk vardı ve tedirgin gözlerle bana bakıyorlardı. Hemen onlara her şeyi anlattım. Bundan sonra nasıl yaşayacağımızı, bir müddet aynı evde uzak kalacağımızı ve yine evden hiç çıkmamamız gerektiğini anlattım. Çok üzüldüler tabii. Önce bana, sonra da okula gidemeyecek olmalarına...

    Sonuç açıklandıktan iki saat sonra Sağlık Bakanlığı'ndan aradılar:.

    *Süreçten  bahsettiler ve ilaç getireceklerini söylediler. Bu ilaç sadece Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ve eczanede satılmayan bir ilaçtı. Evde tedavi uygulayacaktık.

    *Çocuklar ve evde beraber yaşanan ve temas edilen kim varsa test yaptırdığım günden itibaren 14 gün, ben ise 10 gün evde karantinada kalmak mecburiyetindeydik. Aksi halde cezai işlemi vardı. Bununla birlikte telefonuma konuya dair bilgilendirme metni gönderildi. 

    *Yemekleri benim yapmamam ve evde maskesiz dolaşmamam söylendi. Mümkünse evde farklı tuvalet ve lavabo kullanmalıydım. Eğer evde tek banyo lavabo varsa her defasında 1 ölçek çamaşır suyu 10 ölçek su şeklinde buralar dezenfekte edilmeliydi. ortak havlu vs asla olmamalıydı ve temastan kaçınılmalıydı.

    * Öksürürken peçete kullanılmalı, o peçeteler katlanıp iç içe iki ayrı poşete konularak çöpe atılmalıydı.

    İki saat sonra iyiyim, hiçbir şeyim yok diyen ben boğaz ağrısı, kulak ağrısı ve halsizlikle yatağa düşmüştüm. tat ve koku duyusu bir nebze azalmıştı. Ateşim hala yoktu.


KORONA VİRÜSÜ'nden daha fazla kaçamadım. İşte Korona Günlüğüm:

    Ne kadar kaçsam, tedbirli davransam da maalesef kovid19 virüsüne yakalandım. Konuyla ilgili pek çok soru geldi. Hem hikayemi anlatmak hem de tarihe not düşmek adına, 6. günde olduğum bugün hikayemi burada yazmaya karar verdim. Umarım bu bilgilere ihtiyacınız olmaz, sadece meraktan okursunuz...

    19 Ekim, her zamanki gibi yoğun bir pazartesi geçirdim. Yayınevi olarak tedbir kapsamında evden çalışmaya devam ediyoruz. Gündüz her şey yolundaydı. Akşama doğru yoğunluktan sandığım bir baş ağrım gelişti. Gece normal saatte yattım, Henüz sabah olmamış, gün ağarmamıştı ki, boğazımdaki ağrıdan uyuyamadım. dakikaları saydım. mevsimsel grip vücuduma yükleniyor, sabaha hastayım, diye düşündüm. vücudumda kırgınlık, sırt ağrısı ve geçmeyen bir baş ağrısı ile öğlene kadar durabildim. öğlen doktora gitmeye karar verdim. Amacım bir an evvel ilaç alıp iyileşmekti. korona olamazdım. Çünkü neredeyse hiç evden çıkmıyor ve evdeki her şeyi aylardır delirmişçesine yıkayıp, yıkayamadıklarımı domestos ve sirkeli sularla siliyordum.


    Pazartesi ve perşembe günleri çocuklar okula gidiyorlar. Bu sebeple içime kurt düştü. Ya korona virüsüne yakalandıysam ve bunu bilmeden çocukları okula yollarsam? Saate baktım 15.00. Hemen kalkıp  Eyüp Devlet Hastanesi'ne gittim. Acil girişinde Kovid19 için ayrı bir bölüm var. Kayıt yaptırdım, saat 15.30. tahmini muayene saati 19.10 yazıyor elimdeki kâğıtta. Hemen çıktım, iki özel hastaneye ulaştım. test fiyatı birinde 450tl diğerinde 500 tl. Mecbur vereceğim, dedim. Ama biri kandan bakıyoruz sadece ve 72 saate ancak çıkar dedi, diğeri de bugün git yarın sabah gel dedi. Gerçekten! Ve ilaç yazmıyorlar. Kızdım eve gittim. 19.00'da devlet hastanesine geri döndüm. Kolayca burun ve ağızdan kültür aldılar. Sonuç için e nabızdan takip edebileceğimi söylediler. Sonuçlanana kadar kullanmam için de ilaç yazdılar. Bakın burası çok ÖNEMLİ! Çünkü özellerde sonuç çıkmadan asla ilaç vermiyorlar. sonuç çıkana kadar geçen zamanda hastalık iyice ilerliyor ve çektiğiniz acı artıyor. İyi ki devlet hastanesine geldim dedirten bir etken oldu bu.


    2. gün yani çarşamba günü aile hekimi aradı. geçmiş olsun diyerek sonucu takip ettiğini söyledi. O gece kaçta gözüm daldı bilmiyorum ama gece 2'de uyandım ve bir daha asla uyuyamadım. Öksürük teşrif etmişlerdi. böyle bir öksürmek, boğaz yanması hayatımda yaşamadım. Sanki boğazımda açık bir yara var ve her nefes alışımda oksijen yakıyor, yutkunurken acıyordu. Solunum en acı veren olay haline gelmişti. Konuşmak imkansız. 2. cümlede boğazım kuruyor ve öksürük krizine giriyordum. Değil telefon konuşması yapmak evde bile mümkün olmadıkça konuşmadım.

    Perşembe sabah hemen aile hekimimi aradım. Durumu anlattım. Bana gerekli ilaçları yazdı. Sonucu takip ettiğini ve henüz test sonucumun çıkmadığını söyledi. O ilaçlar sayesinde 3. günüm öksürük açısından bir nebze daha iyi geçmekle birlikte komada gibi gece gündüz uyudum. asla geçmek bilmeyen bir boğaz ağrısı, baş ağrısı ve halsizlikle öksürmek ve tuvalet ihtiyacı için uyanıyordum. ertesi sabah test sonucum çıkacaktı. Henüz bundan habersizdim...


31 Mayıs 2020 Pazar

Oruç Aruoba



Türkiye’nin önemli düşünürlerinden Oruç Aruoba bugün 72 yaşında hayata veda etti. 

Tüm sevenlerinin, edebiyat ve felsefe dünyasının başı sağ olsun...
Tanimayan en azindan adini duymayan yoktur ama varsa da tanıtalım, hatırlayalım.
Oruç Aruoba kimdir?


Şair ve yazar bir annenin Muazzez Aruoba'nın yine şair, yazar ve fesleseci oğludur. Akademisyen olarak başladığı kariyerine hakkıyla bu sıfatları da eklemiştir  Oruç Aruoba Aruoba, Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Bashō gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini Türkçeye kazandırmıştır.



Wittgenstein'ın eserlerini Türkçeye ilk defa Oruç Aruoba çevirmiştir.

Metis yayınlarından yayimlanan Oruc Aruoba'nin;
“Tümceler, Bir Yerlerden Bir Zamanlar, De ki İşte, Yürüme, Hani, Ol/An, Kesik Esin/tiler, Geç Gelen Ağıtlar, Sayıklamalar, Uzak, Yakın, Ne Ki Hiç,İle, Çengelköy Defteri, Zilif, Doğançay'ın Çınarları, Benlik, Meşe Fısıltıları, David Hume'un Bilgi Görüşünde Kesinlik,  Nesnenin Bağlantısallığı  A Short Note on the Selby-Bigge Hume The Hume Kant Read, Tebliğ” eserlerinden bazılarıdır.

Edebiyata büyük katkisi olan değerli bir çevirmendir aynı zamanda.
Bazı öğrencileri tarafından "Türkiye'nin Nietzsche'si" olarak adlandırsa da o Türkiye 'nin Oruç Aruoba'sıydı. Kendi değerimizdi. Nur içinde uyusun
#oruçaruoba